Antep Savunması

Karabıyıklı Olayı

İşgal döneminde Gaziantep bölgesinde motorlu ve atlı araçların geçmesine en elverişli Kilis-Antep-Maraş yoluydu. Suriye'den hareket eden Fransız işgal kuvvetleri, takviye birlikler ile erzak kolları trenle Kilis yakınında bulunan Katma İstasyonu'na ve takiben Kilis-Antep yolu ile Antep'e geliyorlardı. Antep'ten hareket eden Fransız nakliye kolları sarp tepelerden geçerek Maraş'a gidiyorlardı.

Aralık 1919'da Antep-Maraş ve İslahiye-Maraş karayollarında Fransız nakliye kolları devamlı olarak Türk çetelerinin baskınlarına uğramaya başlamıştı. Maraş'ta Türkler gizlice savaşa hazırlanıyordu. Böylece ilk savaşlar düşman birliklerinin gelip geçtiği yollar üzerinde başlamıştır. Antep-Maraş karayolu üzerinde Fransız birlikleri öldürücü darbeyi 20 Ocak 1920 tarihinde Karabıyıklı'da Karayılan Çetesi vurmuştur.

Karabıyıklı baskını Antep-Maraş yolunu Fransızlara kapatmıştır. Bu baskın tam bir zaferdi. Karayılan ismi bu olaydan sonra Gaziantep bölgesinde bilinir olmuştu.

Antep'te bulunan Fransız birlikleri Maraş'a gitmeye bir daha teşebbüs edemediler. Karabıyıklı baskını sonucunda Maraş-Antep kararyolunun önemli kısmı tamamen Türklerin eline geçmişti. Bunun sonucunda Kuvâ-yı Milliyecilerin Antep ile Antep-Kilis yolu üzerinde faaliyetlerinin artırmaları kolaylaşmıştır.

Karayılan ( 1888 ... 24.05.1920 )

Asıl adı Mehmet olan Karayılan; Gaziantep'in 40 km. kuzeyinde Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesi Höcüklü köyü Elifler mezrasında 1888 yılında doğmuştur.Karayılan, hayvan sürüleri bulunan ve çevresine göre zengin sayılan bir köylü ailesine mensuptu. Karayılan'ın babası 1904 yılında Ermeni eşkıyaları tarafından obasına yapılan baskın sırasında şehit edilmiştir. Bu tarihte Karayılan 16 yaşındaydı.Genç yaşta yalnız kalan Karayılan, kendi kendine okuma-yazmayı öğrenmiş, bir süre köy imamlığı yapmıştır.

Birinci Dünya Savaşı'nda Rus Cephesinde savaşmış, çeşitli yararlıklar göstermiş ve çavuşluğa terfi ettirilmiştir. Bu savaşta ayağından yaralanarak Malatya Hastanesi'nde tedavi edilen Karayılan, daha sonra köyüne dönmüştür. Hükümet kuvvetleriyle birlikte eşkıya Bozan Ağa'yı vurmuş, avanesini dağıtmıştır.

Antep savaşı şiddetlenince çetesiyle Karabıyıklı'da düşmana ilk ve kesin darbeyi indiren Karayılan, Kuvâ-yi Milliye safına katılmıştır. Daha sonra Dülük köyüne gelerek şehri kuşatan Fransız çemberini yarmış ve Antep'e girmiştir. Karargah olarak önce Bekirbey sonra Karagöz camisini kullanmıştır. Şehir içi ve şehir dışı savaşlarına katılmıştır. Kendisine Şıhın Dağı'ndaki ( Sarımsak Tepe ) Fransızları püskürtmesi emri verilen Karayılan, bu çarpışmada ( 24 Mayıs 1920 tarihinde ) şehit düşmüştür.

Bu olayla birlikte Karayılan ismi, Antep Halkını temsil eden kahramanlardan biri olmuştur

Şahin Bey'in Antep-Kilis Yolundaki Faaliyetleri

Fransızlar, başlangıçta Antep'lilerden pasif direniş görüyorlardı. Antep ve köylüleri, Fransızlar ve Ermenilerin tahıl ve tahkimat ihtiyaçlarının karşılanmaması amacıyla erzak ve kereste satmıyorlardı. Antep'ten erzak tedarik edemeyeceklerini anlayan Fransızlar, yiyecek maddelerini diğer bölgelerden getirmek zorunda kaldılar.

Fransızlar, ikmallerini devamlı olarak Antep-Kilis yolunu kullanarak yaptıklarından burası önem taşımaktaydı. Heyet-i Merkeziye aldığı tedbirlerle Maraş yolunu Fransızlara kapattıktan sonra Fransızların tümen karargahı olan Katma'dan ve Kilis Garnizonu'ndan Antep'e gelecek yardımlar önlenmiştir.

Antep-Kilis yolunun müdafaası görevi ilk önce Mısırzade Nuri Bey'e verilmişti. İşte, tam bu sıralarda Şahin Bey Antep'e gelmişti. Şahin Bey'e bu lakap halk tarafından verilmiştir. Asıl adı Mehmet Sait'tir. 1877'de Gaziantep'in Bostancı Mahallesinde doğmuş, 1899'da Yemen'e er olarak gitmiştir. Yemen'de vazifesinde gösterdiği başarı neticesinde başçavuş olmuştur. 1911'de Trablusgarp Savaşlarına gönüllü olarak katılmıştır. Balkan Savaşlarında, Birinci Dünya Savaşında Çanakkale, Romanya, Filistin cephelerinde savaşmıştır. 1917 Ekim'inde ise Sina Cephesinde görev almış ve rütbesi teğmenliğe yükselmiştir. Bu arada İngilizlere esir düşmüş ve Mısır'da Seydi Beşir Kampı'nda Aralık 1919'a kadar kalmıştır. Mütarekeden sonra İngilizler Türk esirleri serbest bırakmışlar ve Şahin Bey de 13 aralık 1919'da İstanbul'a gelmiştir. Ali Rıza Paşa kabinesinde Harbiye Nazırı olan Cemal Paşaya müracaat ederek Antep'e yakın olan Birecik İlçesi Askerlik Şube Başkanlığı'na tayin olmuştur. Bu esnada Fransızlar, Antep'teki konumlarını güçlendirmek için Katma-Kilis-Antep yolu ile takviye kuvvetleri getirmekte ve bu yol üzerinde serbestçe hareket etmekteydiler.

Antep Savunması'nı her şeyin üstünde tutan Şahin Bey, Çapalı Köyüne giderek burayı merkez yaptı, 100 kişilik bir kuvvet oluşturdu. Bir süre sonra Ulamasere gibi üç önemli yerde siperler kazdıran Şahin Bey, yolun kontrolünü tamamen sağladı.

3 Şubat 1920 tarihinde Kilis'ten Antep'e hareket eden iki bölüğün himayesindeki 150 arabalı bir Fransız erzak kolu Şahin Bey kuvvetleri tarafından Kertil'de pusuya düşürülerek geri dönmek zorunda bırakılmıştır.

4 Şubat 1920'de Kilis yoluna hakim olan milli kuvvetler telgraf hatlarını tahrip ederek, Fransızların Kilisler olan her türlü irtibatını kesmişlerdi. Bu esnada Antepliler, bir taraftan Şahin Bey'e cephane ve erzak göndermekte, diğer taraftan şehir içi teşkilatının tanzimine çalışmaktaydılar.

Fransızlar, 18 Şubat 'ta bu yoldan geçmeyi bir daha denediler fakat Şahin Bey kuvvetlerince mağlup edilerek Kilis'e geri çekildiler.

Şahin Bey'in Şehit Düşmesi

Fransızlarla ilk önemli çarpışma, Kızılburun tepelerinde, Kilis Kuvâ-i Milliye kuvvetlerinin de işbirliği ile yapıldı. İkinci büyük çarpışma, Kertil civarında oldu. Fransızlar Türk birliklerinin bulunduğu sahaları top ateşi ve makineli tüfek yağmuruna tutmaları üzerine Türk birlikleri çekilmek zorunda kaldılar. Savaşın üçüncü gününde, Şahin Bey hiç uyumamıştı. Oradan oraya koşarak kuvvetlerinin direniş gücünü artırmaya çalışıyordu.

Fransızlar Şahin Bey'in kuvvetleri üzerine son kez top ve makineli tüfeklerle saldırdılar. Top ve mermi yağmuru altında sadece tüfekle karşı koymanın ölümle neticeleneceğini anlayan Şahin Bey'in kuvvetleri geri çekilmeye başladı. Şahin Bey'in yakınında bulunan arkadaşları birlikte çekilmek için Şahin Bey'e ısrar ettiler. O, çekilmeyi her defasında reddetti. Elmalı Köprüsü taşlarını kendine siper ederek Fransızlara ateş etmeye devam etti. Şahin Bey Fransız piyadelerinin süngü darbeleri altında 28 Mart 1920 tarihinde şehit düştü. Onun şahadeti üzerine Milli Kuvvetler daha gerilere, Antep kuzeyine doğru çekildiler.

Şahin Bey'in şehit olması ve Türk Kuvvetlerinin yenilgiye uğraması Anteplileri çok üzmüştü. Fakat bu sırada Kılıç Ali Bey'in Antep'e gelişi, Anteplilerin maneviyatını yeniden yükseltti. Mustafa Kemal'in emri üzerine Sivas'tan hareketle Maraş'a gelmiş olan Kılıç Ali Bey, Antep Heyet-i Merkeziye'sinin isteği üzerine buradan Antep'e gönderilmiştir. Antep'teki Milli Kuvvetlerden Kilis'te Kamil Polat, Nizip'te Habeş, Urfa'da Ali Saip Bey ve Pehlivanzade Nuri'nin milis kuvvetleri bulunuyordu. Bunların bir komuta altında birleştirilmesini planlayan Kılıç Ali, Antepliler'in savunma gücünü artırmıştır.

 

Mağarabaşı Savaşı ( 26 Nisan 1920 ) ve Kuşatmanın Kaldırılması

26 Nisan 1920 sabahı şehrin doğu kısmını kuşatan Albay Normand birlikleri Mağarabaşı semtini aralıksız bombalarken, aynı anda iki tankın desteği altında 400 kişilik bir Fransız kuvveti Nizip yolu üzerinden şehrin doğu cephesine taarruz başlattı. Küçük çaplı top ve makineli tüfeklerle donatılmış tanklar, Türk siperlerine en yakın mesafelere kadar sokularak ateşe başlayıp piyadelerin ilerlemesini sağlamışlardı. Ancak tanklarından biri arızalanan ve fazla ilerleyemeyeceklerini anlayan Fransızlar, daha fazla kayıp vermemek için geri çekildiler.

Kurbanbaba Taarruzu

 

Fransızların işgalinde bulunan mevkiler içinde askeri bakımdan en önemlisi Kurbanbaba Tepesi'ydi. Bu tepe, hem Fransız karargahının bulunduğu Kolej'e, hem de Mardin Tepeye hakim bir vaziyettedir. Stratejik bakımdan önemli olan bu tepenin ve civardaki tepelerin elde edilmesi gerekiyordu.

2 Mayıs 1920 günü şafakla Fransız cephesine taarruza başlandı. Fransızların şiddetli karşı koyması karşısında ara verilen taarruza saat 15'de yeniden ve daha şiddetli bir şekilde başlandı. Akşama yakın siperlere girildi. Yapılan süngü çatışmasından sonra Fransızlar Mardin Tepe istikametinden geri çekilmeye mecbur bırakıldı.
Gazilik Kanunu

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, 6 Şubat 1921 tarih 147. Toplantısında, Bakanlar Kurulu Başkanı ve Milli Savunma Bakanı Fevzi Çakmak meclis başkanlığına bir önerge sundu:

' T.B.M.M Riyaset-i Celilesi'ne. Antep Livası merkezi olan Ayıntap kasabası namının, Gaziayıntap'a tahviline dair icra vekilleri heyetinin 2 Şubat 1337 ( 1921) tarihindeki içtimasında kabul edilen ve T.B.M.M Riyaset-i Celilesi'nin tasvibine iktiran eden, Layiha-i Kanuniye Sureti musaddakası rapten takdim kılınmakla iktizasının ifa ve neticesinin icra buyurulmasını rica ederim efendim.'

İcra Vekilleri Heyeti

Reis-i Mudafaa-i Milliye Vekili

Fevzi Layiha-i Kanuniye Sureti;

Madde 1- Ayıntap Livası merkezi olan Ayıntap kasabasının namı (Gaziayıntap) 'a tahvil olunmuştur.

Madde 2- Bu kanunun icrasına Dahiliye Vekili memurdur.

Madde 3-İş bu kanun tarih-i neşrinden itibaren mer'idir.
Kanun teklifi, böylece T.B.M.M'nin 6 Şubat 1921 günlü 147'inci toplantısında oy birliği ile ve alkışlarla kabul edildi, 8 Şubat 1921 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi. 20 Ekim 1921'de Ankara İtilafnamesi ile Fransızlar Antep'i terk etmeyi resmen kabul etmişlerdir. Gerçekte ise Fransızlar 8 Şubat 1921'de Antep Türkleri ile yaptıkları mütareke ile işgallerinin geçici olduğunu belirterek Antep'i terk etmeye söz vermişlerdi. 25 Aralık 1921'de Ankara'ya bağlı kuvvetler Antep'e girmişlerdir. Her yıl 25 Aralık Antep'in kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır.

 

'GAZİLİK' Antep'te Nasıl Duyuldu?..

Gaziantep'in bir kurtuluş gününde,radyoda yayınlanmak üzere mücahitlerden birisi ile konuşuyorduk. Muharip, Şahinbey Harpleri'nde, Çınarlı Cephesi'nde döğüşenlerden Mustafa Alçı idi.Sordum:

-Antep'e gazilik ünvanı verilmiş.Siz ne zaman duydunuz? Memnun oldunuz mu?

Hiç unutmuyorum,bu gün görmüş gazi adeta öfkeyle bağırdı mikrofon başında:

-'Ne diyorsun Bey, sen ne diyorsun? Antep'i sen o gün görmeliydin.Yurdumuz, yuvamız, yıkılmış, her evden 1-2 şehit çıkmış. Herkes şehidinin,yaralısının başında ağlaşıyor... Antep'in daha dumanları tütüyordu. Kim düşünür ünvanı, kim düşünür madalyayı ?

Hem biz madalya için mi döğüştük?

Dinimiz için, milletimiz için, namusumuz için döğüştük...

Ankara'da meclis uygun görmüş, vermiş. Biz aylar sonra duyduk !'

Ankara'da T.B.M.M bahtı kara şehre Gazilik ünvanı verirken, Antep bir ölü evi gibiydi : Tüm ümitler kırılmış, herkes bitkin, herkes aç...

Çetelerin bir kısmı silahlarıyla ailelerinin bulunduğu evlere mağaralara, mahzenlere döndüler. Huruçla çıkmayıp şehre geri dönen muhariplerin toplamı 500 kişiyi geçmiyordu.Düşmanlar huruç harekatı yapıldığını öğrenince şehri her zamankinden daha şiddetli bir şekilde akşama kadar bombaladı. Kalan az sayıda müdafilerle yeni bir huruçta yapılamazdı.Düşmanın amacı, etrafı şehir cepheler kumandanı Özdemir Bey ile Heyet-i Merkeziye azalarını ele geçirmekti. Bunu kolorduda biliyor, o nedenle Selahattin Adil Bey ( Siz ve müdafiler yapılacak huruçla mutlaka harice çıkmalısınız ) diyordu. Sonuçta bu akşam sessiz bir huruç yapılmasına karar verildi. Gece yarısından sonra, içerde kalan, özellikle düşmanın tutsak etmek istediği Özdemir Bey, Heyet-i Merkeziye üyeleri ve memurlarla, doktorlar ( halktan 200 kişi ile ) Posta Burçlu Mehmet'in rehberliğinde, Antep'in kuzeyindeki Beylerbeyi yolundan harice çıktılar. Yarım saat sonra, Posta Elbistanlı Hoca ile, polis, Jandarma ve halktan 200 kişi kadar bir grup şehrin batısındaki, Maanoğlu köprüsü yoluyla İbrahimli istikametinden şehri terk ettiler. Çoğunluğunu kadınların ve çocukların teşkil ettiği yaklaşık 200 kişide şehrin öbür tarafından harice çıktı. Şehri terk eden bu üç grupta gecenin zifiri karanlığında, dondurucu soğukta, karlara ve sulara basa basa korkunç bir sefalet ve ızdırap içinde Antep'i terk ettiler... Bu silahsız ve bitkin insanların şehir dışına çıkışını Fransız birliklerinin görmemesi mümkün değildi. Ama ne sebeptense düşman bu insanların çıkışına kayıtsız kaldı.
İki Gazinin Buluşması
Atatürk, Milli Mücadele yıllarında, Gaziantep'lilerin düşman karşısındaki yiğitçe direnişlerini, ölümle diş dişe savaşlarını, savunmalarını coşkuyla izlemiş,onlara her fırsatta güç vermiş, Gaziantep'lileri övmüştü.Gaziantep'e karşı büyük bir sevgisi vardı ama bir türlü fırsat bulup da bu şehre gelememişti.Milli Mücadeleyi başlatmak üzere Anadolu'ya geçmeden önce Suriye cephesinde 7. Ordu Komutanı olarak görev aldığı zaman,bir keresinde 1918 yılı Ekim ayı başlarında Kilis'e kadar gelmiş, Kilis'te bir gece kalmış,Kaymakam İbrahim ve Kilis ileri gelenleriyle görüşmüştü. Gaziantep'e gelememişti. Gaziantep'liler onu ancak, 26 Ocak 1933 günü kucaklayabilmişlerdi. 1933 yılı Ocak ayının 15'inde uzun süreli bir yurt gezisine çıkan Atatürk Adana'dan sonra,26 Ocak 1933 günü Gaziantep'e yönelmişti.O gün Ramazan Bayramı arefesiydi. Atatürk, bayramı Gaziantep'te geçirmek istiyordu. Haber Gaziantep'te duyulur, duyulmaz halk iki bayramı bir arada kutlamanın sevinci içinde, şehirlerini bayrak ve taklarla süslemişlerdi. Gaziantep Valisi Akif Bey'in başkanlığındaki bir heyet, Atatürk'ü karşılamak üzere Narlı istasyonuna hareket etti. Heyetle buluşan Atatürk,onlarala birlikte saat 11'e doğru Gaziantep'e girdi. O gün şehir ana-baba günü,binlerce,onbinlerce insan, okullar, esnaf birlikleri karşılamaya çıkmışlardı. Atatürk, karşılayıcıları selamladıktan sonra, otomobiline bindi. Yolda, Başkarakol'da arabasından inerek,bir süre halk arasında yürüdü, tekrar bindi, Atatürk Bulvarı'ndan Halkevine geldi.Meydanlarda davul-zurnalar çalıyor, milli oyunlar oynanıyordu. Halkevinde çeşitli kuruluşların yöneticileri ile görüştü bilgi aldı. Atatürk, Gaziantep'teki çalışmalardan memnun görünüyordu. Akşam, Gaziantep'liler, Atatürk'e ikiyüz kişilik bir yemek verdiler. Yemeğin sonunda Gaziantep Milletvekili Kılıç Ali bir konuşma yapmış, sözlerini şöyle tamamlamıştı. Gazi bizim Gazimiz, kainat ve insanlığın Ulu Gazisi… Gaziantep'in yüreğinden coşan sesi dinliyormusun? Bu ses, tek ses olarak neden senin büyük yüreğine akıyor Gaziantep seninle yeniden kuruldu, çünkü sana inandı,bağlandı.Sana inanan,sana bağlanan kendi varlığına inanır. Hakka inanır, sonsuzluğa bağlanır. Sen her şeysin, Gazisin. Büyük Türk'ün bizzat kendisisin,özüsün,kütük adın Gazi Mustafa Kemal'dir.Fakat doğuş adın, tarih adın, asıl adın Türkiye'dir. Ertesi gün,27 Ocak 1933 Cuma,bayramın birinci günü, Atatürk'ün üzerinde lacivert bir elbise, gri kravat, siyah iskarpinler var. Valilikte yapılan bayramlaşma törenine katıldı. Buradan, üstü açık bir arabayla Belediyeye geldi.Belediye Meclisi salonunda toplanan Gaziantep'lilerle, şehrin sorunlarını görüştü, ihtiyaçlarını sordu. Gaziantep'te bir lise açılması isteniyordu. Başbakan İsmet İnönü'ye bir telgraf gönderdi. Gaziantep'teki ortaokulun lise haline getirilmesini, bu işin bir iki gün içinde sonuçlandırılmasını istedi. Öyle ki, üç gün sonra 1 Şubat 1933'te Gaziantep lisesi açılmıştı. Bu arada bir de tören yapıldı. Şehir meclisi Atatürk'e 'Hemşehrilik Belgesi' verilmesini kararlaştırdı. Atatürk, Gaziantep Nüfus Kütüğünde ( Bey Mahallesi, hane 41, cilt 86, sayfa 56, Zübeyde'den doğma, Ali Rıza oğlu, 1881 Selanik doğumlu gazi Mustafa Kemal ) olarak geçti. Hemşehrilik Belgesi, Gaziantep Belediye Başkanı Hamdi Kutlar'ın bir konuşmasıyla Atatürk'e verildi. Atatürk teşekkür ederek: Gaziantep güzel şehir, Gaziantep'liler vatansever, cesur ve çok çalışkandır. Bu şehir her hizmete layıktır. Gereken her yardım yapılacaktır dedi. Belediyeden sonra Garnizon Komutanlığına gitti, subay ve erlerin bayramlarını kutladı. Öğleden sonra Narlı'ya buradan da Adana'ya dönüyordu. Atatürk, Gaziantep'in Kurtuluş Günü yıldönümleri olan 25 Aralık'ta sık sık Gaziantep'lileri kutluyordu. 25 Aralık 1936'da Gaziantep'in 15. Kurtuluş Yıldönümü günü şu telgrafı göndermişti: ( …Türküm diyen her şehir, her kasaba ve en küçük Türk köyü, Gaziantepliler'i kahramanlık örneği olarak alabilir.) Bu telgraftan bir yıl sonra 25 Aralık 1937'de Gaziantep'in 16. kurtuluş yıldönümü dolayısıyla Ankara Halkevi'nde düzenlenen toplantıya katılmış,Gaziantepliler'e de bir telgraf çekmişti. Bu telgrafta:(…Eğer bir gün millet,vatan ve Cumhuriyetin yüksek çıkarları gerekirse, o çevre kahramanlarının geçmişte olduğundan daha yüksek kahramanlıklar göstermeye hazır olduklarına şüphem olmadığı bilinmelidir)diyordu. Gaziantep'se Atatürk'ünü her zaman saygıyla andı. Onun Gaziantep'e geliş gününü,bir bayram olarak her yıl kutladı
Gaziantepli Atatürk

Aziz Ata aynı zamanda Gaziantep'in adaşıdır. Gazi şehrinde fahri hemşehrisidir. Gaziantep Bey Mahallesi 41 hanesinde kayıtlıdır. Ata'ya bir hürmet nişanesi olmak üzere bazı cadde ve okullara ismi verilmiştir.

1-Gazi Mustafa Kemal İlkokulu

2-Atatürk Lisesi

3-Atatürk Bulvarı

4-Gaziler Caddesi(Hem Atatürk hatırlanmakta hem de milyonlarca gazi hatıra gelmektedir.)

5-Atatürk İlkokulu

Ulu önder 26 Kânunisani (Ocak) 1933 tarihinde şehrimizi şereflendirdiler.Şehrimiz için ebedi bir saadet kaynağı olan bir tarihi günde toplanan şehir meclisi yüce Halâskâr için halkımızın taşıdığı sonsuz minnet ve şükrân duygularını ifade etmek üzere büyük Atatürk'e gazi yurdun hemşehriliğini arz etmeyi kararlaştırdı.Ve şu mazbatayı tanzim etti.Tarihi yüksek kıymetine binaen aşağıya alıyoruz. Reisicumhur gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri Türkiye'nin banisi ve en büyük milli rehberidir. İşgal edilen yurdumuzun istiklalini temin için milli bir cihat açmış ve milletin Başkumandanlığını yaparak Türkiye'yi kurtarmıştır.Bundan sonra idari,fikri,iktisadi,ilmi birçok inkılaplar meydana getirerek yurdumuzu mütemadiyen yükseltmiş ve yalnız Türkiye'de değil bütün dünyada tarihin en büyük Kumandanı,en büyük inkılapçısı,en büyük ilim ve fikir adamı olarak tanınmıştır. İşgal edilmiş olan Gaziantep'te bu mücadele ve inkılaplarda büyük liderin yaktığı ışık arkasından koşmuş, vesaiti harbiyesi olmadığı halde her şeyden evvel tek başına on bir ay mücehhez Fransız ordusuyla çarpışmış, şehrin bombardıman edilmesinden, mitralyözlerle taranmasından, hücuma uğramasından yılmamı;Fransızlara harben teslim olmamış;bu suretle milli mücadelenin şanlı sahifesini yazmış ve tarihe emsali bulunmaz bir kahramanlık namı bırakmıştır. Bunun için Büyük Millet Meclisi bir Mustafa Kemal'e birde Antep'e gazilik madalyası takmıştır. Gazi Halâskâr Gazi şehre 26Kânunisani 1933 tarihinde ilk defa teşrif buyurmuşlardır. Gaziantep ahalisinin hissiyatına tercüman olan belediye meclisi bu çok ulvi levhanın hatırasını ebedileştirmek için şehrin fahri hemşeriliğini Cumhuriyet Halk Fıkrasının daimi, umumi reisi olan adaşına arz ve takdim etmeye ve Gaziantep Cumhuriyet halk fıkrasının bulunduğu Bey Mahallesi nüfusuna bu kaydı tescil ettirmeye karar vermiştir.

 

Reis
A.Hamdi KUTLAR

Aza
H.Mehmet

Aza
Abdulkadir

Aza
H.Fuat

Aza
Hasan

Aza
Ali

Aza
Hulüsi

Aza
Abdülsamet

Aza
M .Avni

Aza
Cemil

Aza
İbrahim

Aza
Sait

Aza
H.Ömer

Aza
Hüseyin

Aza
Süleyman

Aza
Halil

Aza
Mahmut

Aza
Sabri

Aza
H.Fehmi

Aza
Ahmet

Aza
Ahmet


Not: Bu mazbatayı T.D.K. genel yazmanı Ömer Asım Aksoy hazırlamış, Diş Doktoru H.Cemil Karslıgil heyecanlı bir sesle okumuştur.
Atatürk Resim Galerisi